GİRESUN ZİRAAT ODASI
Duyurular
FINDIĞIN İÇİNİ YİYEN KURTLAR

“Eğer, hükümdar adil ise kanuna gerek yok,

  Eğer, hükümdar adil değil ise kanunun gereği yok.”

                                                                                                                                      Konfüçyüs

 

         

 Sayın okurlarım: dikkat ederseniz yıllardır bulunduğunuz her mahfil, ortam ve platformlarda, konu ile ilgili ve ilgisiz kişilerce, fındığın sorunları ve taraflarına yönelik çok manidar, pervasız ve galiz sözler söylendiğini zaman, zaman değil, her zaman okuyor ve duyuyorsunuzdur. Siz de, kendi siyasi veya ticari pozisyonunuza göre bunlardan, kimine olumlu, kimine ise olumsuz yanıtlar veriyor veya kalkıp ortamı terk ediyorsunuz değil mi? Özellikle bu konularda ahkâm kesip müşteki olanlar öncelikle siyasiler, çiftçiler, çiftçi liderleri, basın ve yayın mensupları, emekli bürokratlar. Kısaca hepimiz, yani bizleriz. Bu konuşmaların tamamında konuşan konuşmacılar herkese akıl vererek, öteden beri bilinen fakat bir türlü uygulanmayan tüm çözüm önerilerini bir çırpıda sıralayıp, her defasında mevcut iktidara dönerek, neden bunları uygulamıyorsunuz deriz veya derler. “ Dinime Söven Bari Müslüman olsa…” deyiminden hareketle: bende buradan bu müştekilere siz ! neden iktidarda iken uygulamadınız da şimdi yakınıyorsunuz? Biz mi mani olduk? Demek için biraz geriye gideceğim. Amacım: fındığın kabuğundan içine girerek, fındığın içini devamlı yediği halde dışarıya çıktığında, bize dönerek, ben değildim diyenleri fındığın kurtulması için ifşa etmektir. Kısaca maksadımız,  fındığın bize değil, bizim yıllarca fındığa sorun olduğumuzu ahlak kurallarını zorlamadan anlatmaktır.

         Öncelikle: Bindokuzyüz seksen üçten buyana, fındıkla ilgili mevzuatlardan mer-i olupta, muhataplarınca hala kısmen ve tamamen uygulanmayan kanun, yönetmelik, Bakanlar Kurulu Kararı, Tebliğlere bakmak istiyorum. Daha sonra da, iktidarda iken uygulamayıp, muhalefette iken uygula diye bağıranların kimliklerine hep birlikte bakacağız. Bu sütunlarda ilgili mevzuatın, içeriğinden bahsetmek mümkün olamayacağından sadece ilgili kanunların numaralarını vereceğim. Şöyleki:

— 2844 Sayılı “Fındık Üretim Planlaması ve Dikim Alanlarının Belirlenmesi Hk. Kanun”

—4572 Sayılı” Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanun”

—4081 Sayılı “Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun”

—4854 Sayılı “Bazı Kanunlardaki Cezaların İdari Para Cezasına Dönüştürülmesine Dair Kanun”

—5234 Sayılı “Bazı Kanun ve KHK‘ lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”

—5290 Sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”

—5403 Sayılı “Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu”

—2090 Sayılı “Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun

—5488 Sayılı” Tarım Kanunu”

     Bu Kanunların uygulama yönetmelikleri, tebliğleri, Kanun Hakkında Kararnameler, Bakanlar Kurulu Kararları ve dolaylı kanunlarla birlikte,1980 yılından bu güne kadar 30 un üzerinde kısmen veya tamamen kullanılmayan fındık mevzuatları külliyatı mevcuttur.

Ayrıca, mevzuatta bir iki cümle ile yapılan yasal değişikliklere de ulaşamamış olabilirim. Uygulanmayan kanunların en önemlisi de, bizim bölgemizde kıldan ince sırattan keskin olup; vatandaşın kadimden beri kullandığı tapulu arazilerine orman arazisi olduğu gerekçesi ile devletçe el konulurken, batı bölgesinde ise devlete ait 70 bin hektar orman alanları açılarak elde edilen fındık bahçeleri, hala devletin nezaretinde kullanılmaktadır. Be nedenle de, 2. standart bölge çiftçilerine saadet ve mutluluk kaynağı olan, bizi onlarla ölçütsüz yarıştıran Orman Kanunu ve 2/B den de ayrıca bahsetmek gerekir sanırım.

     Aynı hükümetlerin yukarıda zikredilen iç mevzuatları uygulamayıp, uluslararası anlaşmalardan doğan mevzuatı uygulamada özen gösterip, aleyhimize sonuçlansa bile ısrarla uyguladıkları: Uluslararası Para Fonu ( IMF) ile 1961 yılından başlayıp 2005 yılına kadar 19 Stand-By anlaşması, bu anlaşmalara bağlı kalınacağını teminen 60’ın üzerinde niyet mektupları. Ayrıca Dünya Ticaret Örgütü, (DTÖ) Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikaları (OTP)  ve Ortak Piyasa Düzeni’ne (OPD) geçiş için uyum müzakereleri çalışmalarıdır. Ukalalığı sevmem. Bu uygulamaların doğru veya yanlış olduğunu söyleyebilmek için işin genelini bilmek gerekir. Esasında bu kararların uygulama zorunluluğunun genelini bilen de bu ülkede 20 kişiyi geçmez. Onlarda bazen içerden seçilir, bazen de yurt dışından gönderilirler de biz onlara kurtarıcı gözü ile bakarız. Bu kişilerin dışında bu konuda konuşanlar bildiğinden değil, nefsinden konuşuyorlar demektir. Bu nedenle de isabet kaydedemezler. Esas gücümüze giden mesele: her ne sebeple olursa olsun, fındıkçının aleyhinde alınan bu kararların veya uygulanmayan mevzuatın uygulanmamasında kendilerinin dahli yokmuş gibi, iktidarlarını kaybettiklerinde ötekileri bize şikâyetleri ve her defasında bizi aptal yerine koymalarıdır. Meselenin esas tenkide değer yeri de burasıdır.

    Şimdi iktidarlarında uluslararası yükümlülüklerini yerine getirip,  fındıkla ilgili iç mevzuatları uygulamayan Sayın Hükümetlere bakalım:

     

 45  I. Özal Hükümeti           (13.12.1983–21.12.1987)  Tek başına,

 46  II. Özal Hükümeti          (21.12.1987–09.11.1989)  Tek başına,

 47  Akbulut Hükümeti        (09.11.1989–23.06.1991)   Tek başına,

 48  I. Yılmaz Hükümeti       (23.06.1991–20.11.1991)   Tek başına,

 49  VII. Demirel Hükümeti (21.11.1991–25.06.1993)    DYP-SHP Koalisyonu,

 50  I. Çiller Hükümeti         (25.06.1993–05.10.1995)    DYP-SHP Koalisyonu,

 51  II. Çiller Hükümeti        (05.10.1995–30.10.1995)    Tek başına,

 52  III. Çiller Hükümeti      ( 30.10.1995 – 6.03.1996)    DYP-CHP Koalisyonu,

 53  II. Yılmaz Hükümeti     ( 6.03.1996 – 28.06.1996)  ANAP-DYP ortaklığı DSP des. Az.

 54  Erbakan Hükümeti      ( 28.06.1996 – 30.06.1997)   RP-DYP Koalisyon,

 55  III. Yılmaz Hükümeti ( 30.06.1997–11.01.1999) ANAP, DSP, DTP azınlık koalisyonu şeklinde kurulup CHP tarafından dışarıdan desteklenmiştir.

 56  IV. Ecevit Hükümeti     ( 11.01.1999 -  28.05.1999)   Tek başına,

 57  V. Ecevit Hükümeti      (28.05.1999 – 18.11.2002) DSP-ANAP-MHP ortaklı koalisyon

 58  Gül Hükümeti               (18.11.2002 – 14.03.2003)     Tek başına,

 59 1. Erdoğan Hükümeti    ( 14.03.2003-   31.08.2007)   Tek başına,

 60 11.Erdoğan Hükümeti   ( 31.08.2007-

   

       Bu açıklamalardan sonra girişteki Konfüçyüs’ün sözünü yeniden okuyarak etrafımızdaki konuşanlara seçici gözle şöyle bir bakalım. Göreceğiz ki, fındıkla ilgili herkesten çok konuşan bu kişilerin tamamına yakını, geçmiş iktidarların bir veya birkaçının merkezi veya mahalli idari kadrolarında yer almış, ülke ve vatandaş sorunlarına göre değil, bulunduğu siyasi organizasyonun durumuna göre pozisyon alan kişilerdir. Onlar için fındık ve çiftçinin fazla anlamı ve önemi yoktur, Olsa idi, iktidar döneminde gereğini yaparlardı. Onlar için Çiftçi, olayda konu mankeni ve tekrar iktidar olmak için bir araçtır. Amaç, tekrar iktidar olabilmektir. Diyeceksiniz ki; bizim onlara gücümüz yetmedi, ne yapabilirdik ki? Bizim suçumuz nerede?

       Bizim suçumuz: Onları tekrar, tekrar iktidara getirerek, lehimize olan mevcut yasaları yıllarca yürütmeyerek, aleyhimize gelişmesine oyumuzla rıza göstermektir. Toplumda fikir ve kanaat önderleri olarak tanınan ve bizim hatalı saydığımız, yukarıda zikredilen bu aydın kişilerimizin hiçbiri, yürürlükte olan bir yasanın uygulanmamasının yasalarca suç sayılmasına rağmen konuyu yakınmaktan, yatsımaktan öteye, adalete taşımadık. Şimdi tekrar düşünelim! Biz uğraştıkta hangi konuyu elde edemedik? Kısaca kim? hangimiz suçsuzuz. Şimdi ne olacak denildiğinde, birçokları “İşimiz Allah’a ve mahşere kaldı “ diyor. Eğer işimiz mahşere kaldı ise yandık, kendi, kendimizi yaktık demektir. Zira: Dadaloğlu’na göre; “ Cehennem dediklerinde bir dal odun yoktur. Herkes ateşini bile götürür.” yükümüz o kadar ağır ki, mahşer yerinden başka yer var ise gelin birlikte oraya gidelim

       Değerli Kardeşlerim: bizler ayni dili konuşmamıza rağmen fındık sorunlarının çözümünde paydaşlar olarak hala anlaşamadık. Nedenini Hz. Mevlana yıllar önce söylemiş “Aynı dilde konuşanlar değil, aynı gönülde buluşanlar ancak anlaşabilirler.” Yani bizler, dil birliği yaptık amma gönül birliğini hala sağlayamadık. Sorunları konuştuk amma, çözüm yerine sorunlar yarattık. Sonra işe uygun adan toplayarak bir bölümümüz bahçesine fındık toplamaya, bir bölümümüz ise köşeyi dönerek oy toplama gittik. İşin garibi: fındığı oya tahvil edenler her daim bize galip geldiler. “ kazananlar daima haklıdır ” Teorisini burada da yıkamadık. İhracatçı, tüccar mı? Onlar hiç olmazsa alıp satıyorlar. Bunlar ise almadan satıyorlar. Sizce hangisi daha ehven? Diyeceksiniz ki “ Mesele, insanı yurdu ile elmayı kurdu ile sevmek ” M.E. Yurdakul haklı, fındığı bırakamayacağımıza göre, içendeki kurtları kabullenmekten başka da çaremiz yok. O halde; fındıktan kurdu kovmak mümkün değilse, bari kurtların kim olduğunu tanıyalım. Devamlı aldanmak ve aldatılmak hiç hoş değil de. İyi günler sizin olsun.                                                                                                                                                                                                                                                                                                             

                                                                                

 

 

                                                                                     Mustafa ŞAHİN

                                                                   Keşap Ziraat Odası Meclis Başkanı ve

                                                                       Fındık Üreticileri Birliği Başkanı

                                                                                   kfub@hotmail.com

 

 

 

     KAYNAK:

01-TBMM Başkanlığı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

     

 17.12.2008 13:52:51  Sayfayı Yazdır  998 kez okunmuştur...
DUYURULAR
Son Girilen Duyurular
1. BAŞBAKANA MEKTUP
20.01.2009 14:23:23
3. BAŞBAKANA AÇIK MEKTUP
25.08.2008 00:08:47
Tüm Duyurular
 
S.Selim Mah.Çapulacılar Arastası Sok.No:3/1 Giresun/Türkiye Tel-Fax: 0454 212 62 98 - 0454 212 47 71 :: Copyright (c) 2008 Giresun Ziraat Odası